30 Aralık 2012 Pazar

SEYİR 13 SABAH

107.4 DOSTUM. 107.4. MUTLU YILLAR HERKESE. BEN DE BU PARTIYI HASARSIZ ATLATIRSAM NE MUTLU YILLAR :)


 

SEYİR-12

108.4 DEVAM... PROTEIN GUNU: SABAH TAS GIBI DUKAN KEKLERDEN DUNKI FAZLA YEDIGIMI PORSIYONDAN DUSEREK 1 TANECIK. OGLEN 150 GR YAGSIZ SUCUK VE YARIM YK YULAF KEPEKLI EKMEK. AKSAM 200 GR HASLANMIS, HARDALLI KALAMAR. 1 KASE YOGURT. BOL SU, ÇAY. NO COLA, NO TATLI. NO SINIRILI IZINLI. My Weight Chart:
Weight Chart

29 Aralık 2012 Cumartesi

SEYİR-11

Sabah tartıldım ve 108.4. Eh dünle bugün, elde var sıfır gibi bir şey oldu. Artının devam etmesinden iyidir.

Sabah, yumurtalı lor ve yarım kaşık yulaf kepeğinden ekmek.


Öğlen, 1 yk yulaf kepeğinden ekmekleri küp küp doğradım. Üstüne sulandırılmış salça döktüm. 

Yoğurtla kapladım ve ince ince doğrayıp pişirdiğim dana biftekleri üstüne ekledim. Oldu mu Dukaniskender. Keşfettiğim en mükemmel yemeklerden biri bu.

Bugün PS günü olduğundan akşam kendime 1 tatlı kaşığı zeytinyağıyla güzel bir lahana yemeği yaptım. Diyet boyunca yediğim en lezzetli şey gibi geliyor  şimdi. 


Of.. of... Bu tatlı krizinden nasıl kurtulmalı...diye düşündüm bütün gün. Gerçek bir tavuk göğsü tatlısı yapayım dedim. Hezimet oldu. Tavuk göğsü güzel olmuyormuş tatlıda. Tatlıdan tavukları metal elekte ezerek süzdüm. Tatlıyı bol tarçınla yedim. Eleğin üstünde kalan tavukları ise yıkadım, maydonoz, baharatlar, tuz, yarım kaşık yulaf kepeği filan ekleyip tuhaf bir köfte yaptım. Çok da kötü olmadı.


Saat 9 olunca gene tatlı isteği doğdu. Şimdi kabaran hamur yapmayı öğrendim ya bir de kek deneyeyim dedim. Mikrodalgada biraz fazla kalanlar taş gibi oldu. Sufle kabında yaptıklarım ise gayet iyiydi. ' yk yulaf kepeğinden 8 tane minik kek çıktı. Üçünü yedim valla. Böylece bugün ilk kez kaçamak yapmış oldum, 1 yk yakın fazla yulaf kepeği ve 1 yemek kaşığı fazladan süttozu yiyerek. (Güniçinde yediğim tariflerde ve bu keklerdeki toplam miktarları hesaplayınca yani.) Bu kekler yarın içindi ama dayanamadım ne yapayım.. 


Takita formtat60la sıkıntılarım var. Erimiyor bu şey! Keklere katmadan su içinde deli gibi karıştırdım ama içindeki lifler midir nedir dibine çöküyor arkadaş! İyice eze eze karıştırsan da olmuyor, olmuyor, erimiyor hepsi. Hamurun da dibine çöküyor o parçalar. Bitti bu iş, ben elimden geleni yaptım. Beceriksizlik bende değil. Ya splenda ya stevia alacağım artık!

28 Aralık 2012 Cuma

SEYİR-10

:( İlk kez artı gördüm bu sabah tartıda. 109.2'ye yine yükseldim bir günde. Ee, kazanın doğurduğuna inanınca, öldüğüne de inanmak gerek mecburen... 

Dün az protein yedim, herhalde ondan oldu bu iş. Ya da yeni bir direnç noktasına mı geldim acaba? Bir şeyler söylemek için çok erken. 


Bugün, belki de sabahki moral bozukluğu yüzünden biraz zor bir gün oldu. Aynı tarifle üç günlük ekmek yaptım ve mikrodalgada kare borcamda pişirdim. Sonradan altının pek pişmediğini fark ettim ama çok geçti artık. Tekrar mikrodalgaya atsam bu sefer çok kuruyacaktı. Tepsiyi altıya böldüm. Günde iki tane yenebilecek şekilde. 1'ini biraz dha jambonla ve az yağlı beyaz peynirle yedim. Geri kalanın yarısı yarım tavuk göğüsle beraber, diğer yarısı ise öyle git gel atıştırmalık gibi yedim.


Akşam, bir tane tavuk budu yaptım. Derilerini sıyırarak, balsamik sirkeyle yedim. İki tane de daha jambon yedim yine. 


Tatı krizi deli gibi devam ediyor, maalesef. Süt reçelini denedim, beceremedim. Takita kendi kendine karamelize oldu, sütün içinde parça parça kaldı. Süttozu koymadım belki ondandır. Zira süttozu hakkımın hepsini ekmeğe koymuştum. Ben de elma çayını bir çay bardağında yaptım, onun suyunu tatlandırıcıyla yoğurta ekledim de yedim. İki kase toplam. Akşam yine tatlı krizlerine girince bu sefer panna cotta yaptım bir porsiyon. Yine süttozu koymadım. Süt reçelinin tuhaf karamellerini eriterek ekledim. Jetalinle koyulaşmasını bekliyorum şimdi.


Yağsız soya unu gördüm, nette dolaşırken. Besin değerleri gayet uygun görünüyor ama bakalım, merkezden cevap bekliyoruz. Olmadı süttozu yerine onu eklerim ekmeklere. Yalnız su tutma kapasitesi, yulaf kepeği gibi çok fazlaymış onun da. Nasıl bir hamur olur artık bilemem...


Valla bugünü beyaz gün yapayım diyordum ama olmadı. Yoğurt yeme, paso tavuk ye, jambon filan yeme, yumurtanın sarısını ayır, süt içme derken olmadı maalesef beyaz gün... Korumada nasıl yapacağız bunu, bilemedim. Zor işmiş valla.  





27 Aralık 2012 Perşembe

SEYİR-9

Bu sabah da 108.0 çıktım. Protein günü ertesi olmasına rağmen, çok ciddi kilo farkı yok. Bugün, dünkü tarifle, ilk kez düzgün bir ekmek yaptım. Bu ekmeğin yarısını mis gibi hamburger yaptım. Yanında marul ve Dukan usulü ketçapla beraber harika oldu.

Sonra lahanadan kısır gibi bir şey yaptım. Bir kase filan yedim daha fazla yiyemedim. Geri kalan ekmeği de dana jambon, domates, peynirle tükettim.  1 kase yoğurt, 1 küçük meyveli light yoğurt, 1,5 litre su, bir sürü kahve, light kola, çay da yanında. Bugün protein alımı biraz az oldu ama napalım.


26 Aralık 2012 Çarşamba

Seyir-8 AKŞAM

Günde 2 kayıt yazmak tuhaf biraz, kabul ediyorum. Ama ne yapayım, sabah tartıya çıkıp da kilo verince hoplaya zıplaya bunu not etmek için yazıyorum. E akşam da ne pişirdim, ne yedim, ne araştırdım, ne düşündüm paylaşmak için ihtiyaç duyuyorum. Şimdilik böyle oluyor bakalım.

Bugün canım karbonhidrat çekti. Insülinimi oynatacak bir şey yemedim ki canım tatlı çeksin. O halde neden? Evet, bildiniz.. Reglin ilk günü! Böylece seyirin ilk haftasındaki duraklamanın gerçek suçlusu da belirlenmiş oldu. Magnezyum tabletini de alınca, 1 kg ödem lök diye bir gecede gitti. Mystery solved.

Süttozunun aklanmasıyla "yenilebilir yulaf kepekli ekmek" projeme yeni bir başlangıç yaptım bugün.

Daha önce süttozu olmayan tariflerde, yoğurt, süt ya da yumurta ekleyerek ekmek yapmak hezimetle sonuçlandı. 

İçi ıslak kaldı. Sorun kaplarda mı acaba dedim; teflon, metal, silikon, seramik, cam... Cık, cık, cık! Mikrodalgada sorun daha az ama o da ince ayar gerektiriyor. Çok pişirince kuruyor. 

Hem düzgünce pişse bile tadı gene kötü, gene kötü. Mahlep ekledim olmadı, bir çimdik tatlandırıcı, ı-ıh. Mısır nişastası ile denedim, yok yok. Karbonat kullanmadım, kabarsın diye bol mayalı yaptım, üstüne kabartma tozu da ekledim, gene olmadı. Süttozu olmadan bu iş olmayacak anladım ama süttozu şüpheli olduğu için yeni tarif de deneyemedim, olmadı gitti. Artık kilosu 50 tl den izole soya proteini alayım diyordum.

Sabahtan kepek hakkının yarısını tüketmiştim. Kaldı mı 1 kaşık. E, tamam, sonuç kötü olur diye az az pişiriyorum denemelerimi ama 1 kaşık kepek de pek az ya. Yine de bu sefer İlkay'ın kara kek tarifindeki kabartma tavsiyesini dinledim. O, 4 yk kaşığı yulafla demiş, ben bütün ölçüleri 4'te 1 yaptım. Sadece süt tozunu yarım kaşık fazla, yumurtayı da 3 yerine 2 kullandım. Zira yumurtanın akının iyice çırpılması bu tarifte pek mühim. 

Dediği gibi mikserle değil ama mutfak robotunun plastik krema çırpma aparatıyla yumurta aklarını ve tatlandırıcıyı çırptım. Tatlandırıcı erimedi bir türlü. Erimezse erimesin dedim. Önemli olan akları köpürtmek. Köpürdüler ama çok değil. Bir dahaki sefere daha iyisini yaparım. Diğer malzemelere bunu köpüğü dikkatlice karıştırdım, hemen o anda kabartma tozunu da bastım. Seramik kaba koydum doğru mikrodalgaya. En yüksek seviyeye koydum, izlemeye başladım. Kabardıkça kabardı, kaptan dışa doğru yükseldi, iki kat yüksekliğe erişti, bildiğiniz sufle gibi oldu. Arada korktum, bir kademe indirdim. Mikrodalganın çalışmayı kestiği kısa aralıklarda indi, yükseldiği yerlerde yükseldi. Tekrar yüksek ayara getirdim. Simlanın dediği gibi tam 7 dk sonra kapattım. Çıkarınca biraz söndü tabii ama öbür denemelere kıyasla granitin yanında sünger bu sünger!

Dibinde karamelize formtat, ama içi mükemmel pişmiş, tabii şekeri az ama muhteşem dokusu olan bir şey oldu. Üstelik 15 cm çapında ve tam 4 cm kalınlığında! Sadece 1 kaşık yulaf kepeği ve (1 yumurta sarısı eksik koysanız) 2 kaşık süttozu ile. Bunun hepsini hapur hupur yedim gitti.

Eee... regl dönemi tatlı krizi bitmedi ama. Ne yesem, ne yesem derken dolapta şekersiz limonata buldum. 2 bardak limonataya, erittiğim 2 tk jelatini karıştırdım, dolaba koydum. O da oldu mu bana bir sürü tatlı!

Tabii sabah yediğim Aknaz peynir, dünden kalan kıymalı poğaçaların içindeki proteinler ve süttozu dışında pek protein almamış oldum bugün diye, akşam da leziz bir somon yaptım. Yine mikrodalga poşetinde, somon fileto, defne yaprağı, limon suyu ve tuz. Budur! Yerken azıcık hardal. Şimdi tıka basa doluyum. Daha da olmadı, light kolayla kandıracağım kendimi. 

Diyeti bozmak yok. Hadi bakalım.

HANGI TATLANDIRICI?

Diyet yapanlar için mesele mühim. Piyasada çeşit çeşit tatlandırıcı var iken, bunlarla ilgili sayısız çalışma ve iddia var iken hangisini seçmeli diye düşünüyor insan. Efervesan tablet mi,  toz mu, sıvı mı? Aspartam mı, sukraloz mu, stevia mı? 1 yemek kaşığı mı, 1 tatlı kaşığı mı, 1 çay kaşığı mı? Hangisinin kalorisi ne kadar? Hepsi gerçekten 0 kcal mi? Benim kafam da iyice karıştı. Bu sorulara bir de fiyat meselesi eklenince kafaların karışmaması imkansız zaten.

Ben de internet sitelerini gezdim, bazı tatlandırıcıları bizzat denedim, fiyat araştırması yaptım. 

Öncelikle en çok tartışmalı olan tatlandırıcı türlerini (sakkarin, aspartam, vs.) araştırmadan çıkarttım. Yüksek kalorili tatlandırıcıları (fruktoz, vs.) da listeye eklemedim. Nihayet diyet yapıyoruz :) Bilimsel çalışmalarda daha çok kabul gören sukraloz ve stevia'ya odaklandım. Onların da pişirmeye uygun olanlarını, dolayısıyla toz halde bulunanlarını seçtim. Ticari olarak büyük miktarlarda/yüksek fiyatlarda pazarlanan ürünleri de eledim. 

Bunların dışında tabloyla ilgili bimeniz gerekenler:

1. Tatlandırıcıların tatlandırma oranları birbirinden farklı. Kimisi gr olarak sofra şekerine eşit miktarda tatlandırma sağlarken kimisi hacim olarak eşit miktarda tatlandırma sağlıyor. Örneğin takitaformtat60 'ın 10 gr'ı, 10 gr sofra şekerine eşittir. Bu da bir yemek kaşığı formtat60, 1 yk kaşığı beyaz şekere eşit demek. Öte yandan Splenda çok hafif bir toz, 1 Yemek kaşığı Splenda sadece 1 gr. Onun tatlandırma oranı da 1 yemek kaşığı splenda(1 gr)=1 yemek kaşığı beyaz şeker (10 gr) oluyor. Biogenecs Stevya'nın 1 yemek kaşığı (10gr) ise 5 yemek kaşığı şekere (50 gr) eşit.
2. Fiyat  araştırması yaparken sitelerde bulabildiğim en düşük fiyatları yazdım. Siz eczanenizde, marketlerde ya da internette bundan daha düşük ya da yüksek fiyatlarla elbette karşılabilirsiniz. 
3. Birim fiyat, şu şekilde hesaplandı: Önce tatlandırıcının paketinin kaç gr şekere denk olduğu hesaplandı. Sonra paketin fiyatı, bu miktara bölündü.  10 gr şekere denk olsun diye 10la, sonra kuruş cinsinden olsun diye 100le çarpıldı.
4. Kalori hesabı da tatlandırıcının gr başına kalorisi, o tatlandırıcının 1 yk şekere eş miktarı kaç gr ise onunla çarpıldı. (Örneğin splenda için 1, takita için 10, biogenecs stevya için 2).
TATLANDIRICI MARKASI İÇERİĞİ TATLANDIRMA DERECESİ PAKET FIYATI (TL) Paket ağırlığı (GR) PAKET ENERJI (Kkal) 1PAKETİN ŞEKER EŞDEĞERİ (GR) “1 yk şeker tadı” veren tatlandırıcı kaç kuruş? “1 yk şeker tadı” veren tatlandırıcı kaç kkal
Biogenecs Stevya Kavanoz Tatlandırıcı Stevia, Lif YARIM ÖLÇEK (2 GR) STEVYA=1 YK ŞEKER 18,65 200 0 1000 18,65 0,00
SweetVia Stevia, Eritriol 2 GR Sweetvia=1 YK ŞEKER 16,95 60 0 300 56,50 0,00
GNC NuNaturals NuStevia Stevia (30 mg/gr), Lif 2,5 küçük paket (2,5 GR) NuStevia=1 YK ŞEKER 22,5 100 0 375 60,00 0,00
Splenda Toz Tatlandırıcı Maltodekstrin, Sukraloz (%1) 1 YK (1 GR) SPLENDA=1 YK ŞEKER 24 125 500 1250 19,20 4,00
Takita Stevya Prebiyotik Lifli Tatlandırıcı Stevya, Eritritol, Lif 1 YK (10 GR) TAKİTA STEVYA=1 YK ŞEKER 21 500 331 500 42,00 6,62
Takita FormTAT 60 Sukraloz, Lif 1 YK (10 GR) TAKITA FORMTAT60= 1 YK ŞEKER 15,55 500 790 500 31,10 15,80
NuNaturals More Fiber Baking Blend Maltodekstrin, Stevia (12,7 mg/gr), Arap Zamkı, Tapyoka Nişastası, Yulaf lifi 1ÖLÇEK (6.3 GR)=1 YK ŞEKER 22,5 400 952 600 37,50 15,87


Fiyatına göre bir seçim yapacaksanız tercih sıralaması şu şekilde oluyor, 
1. Biogenecs Stevya Kavanoz Tatlandırıcı 200 gr
2. Splenda Toz Tatlandırıcı 125 gr
3. Takita FormTAT 60 500 gr
4. NuNaturals More Fiber Baking Blend 400 gr
5. Takita Stevya Prebiyotik Lifli Tatlandırıcı 500 gr
6. SweetVia 60 gr
7. GNC NuNaturals NuStevia 100 gr



Yok, eğer kalorisine göre sıralama yapacağım derseniz o zaman tercih sıralaması,



1. Biogenecs Stevya Kavanoz Tatlandırıcı
1. SweetVia
1. GNC NuNaturals NuStevia
2. Splenda Toz Tatlandırıcı
3. Takita Stevya Prebiyotik Lifli Tatlandırıcı
4. Takita FormTAT 60
5. NuNaturals More Fiber Baking Blend







SEYİR -8. gün-SABAH

Seyir 6'yı Seyir 7'ye bağlayan gece bir anda 1.2 kilo gidince, "Sudur o, sudur!" deyip Seyir 7'de yiyeceğim sebzelerle bana o kiloların geri geleceğini düşünmüştüm. Ama gelmedi! Bu sabah da tartıldığımda 108.3'ü gördüm. Demek plato dedikleri duraklama basamağından geçmişim ben. 6 gün süren duraklama bitince de pat pat gidiyor böyle.  Nihayet verdiğim kilolar 3'ü geçince ben de bir weight ticker yaptım. Vereceğim kiloların 10'da biri şu an itibariyle gitmiştir.

Seyir 7, Sebze+protein günüydü. Bugün, Simla'nın kıymalı poğaçasını denedim. Süper oldu. 9 tane çıktı, her öğüne 3 'er tane yenebilir. Ben yarısını yedim, çünkü bir de yine Simla'nın fındık lahmacunlarını denemek istiyordum. Onu pek başaramadım sanırm.  Yenilmez değilse de biraz kuru, tatsız oldu. Belki de soğanı fazla geldi. Neyse.. Onlardan da 5 tane çıktı, 3 küçüğü yedim, 2 tane iriyi bıraktım. 

Midye içi almıştım marketten, onların 250 gr'ını fırında pişirdim. Bol limon sıktım, yedim. Pek başarılı değildi. Tatlandırmanın yeni yollarını bulmalıyım. Rendelediğim kabaklara biraz lor ve 1 yumurta ekledim. Onu fırında pişirdim. Yulafları nerede yiyeceğimi hesapladığım için buna kepek koyamadım. Koysaydım daha güzel olurdu kesin. Akşam da bu kabakları yedim. 1 kutu da light ton yedim. Bir kase yoğurt yedim. Bir hafta süren durağanlıktan sonra pat diye kilo verdim ya hemen şımarmışım, doymak bilmedim. Bu sefer de Simla'nın Panna Cotta'sını yaptım. Süttozu yemeyeceğim bu hafta demiştim ama dayanamadım. Afiyetle iki kase de ondan yedim. 1,5 litre suyumu unutmadım, 1 tane efervesan vitamin içtim. 

Aslında, önceki gün 1 tane de magnezyum içmiştim. Oturduğum yerde bacaklarım filan seğirmişti atakta. Sonra kendi kendine geçmişti. Ben de araştırıp magnezyum eksikliği olabileceğini okumuş, marketten almıştım ama içmemiştim. Önceki gün içtim. Kilo vermem de onun ertesi  gününe rastlıyor. Onun etkisi olabilir bak! Çünkü magnezyum pek çok enzimin çalışmasında katalizör, özellikle kasların çalışmasında etkili. Tiroid hapım düzene girdi, onun da etkisi olabilir. Oy oy... Ne muazzam mekanizma bu vücut. Tıp ilerledi diyoruz ama vücudun kompleks yapısını düşünecek olursak tıp, bilinmeyenler okyanusunda ceviz kabuğundan bir minik sandal gibi. İlerlemesi de işte ancak o sandalın ölçüsünce...

24 Aralık 2012 Pazartesi

Seyir 1. Hafta

Atağı, toplamda 2 kiloyla bitirdim. 
Seyirin ilk gününün  (protein +sebze) ardından kilom değişmeden kaldı. Ama acayip şişkinlik yaptı yediğim azıcık sebze. 2 küçük domates, 4-5 biber bütün gün bitirdi beni. Sonrasında her iki öğünde de yeşil salatalı yağsız kırmızı et ve tavuk göğüs yedim. Yalnızca  limon sıktım. 

Kabızlık fena şey. Sebzesiz günlerde 1 yk buğday kepeği+ 1 yk yulaf kepeği işini yaptım. İşe yaradı.


Sonraki 6 gün 300 gr aşağı 200 gr yukarı, 300 gr aşağı 200 gr yukarı derken toplamda 110.7'den, 110.2 ye inmiş ve 0.5 kilo vermiş oldum. Benim hızım seyirde haftada yarım kilo mu yani?? Yarın sabah göreceğiz bakalım. 


Bu sürede ne hatalar yapmış olabilirim.

a) Süttozu olayı bana yaramıyor. Ekmekleri lezzetlendirmek için süttozuyla yapıyordum. Buna son vermem gerekecek. Bu hafta süttozu olmayan bir hafta yapacağım. Bakalım neler oluyor.
b) Tiroid hormonumu piyasadaki sıkıntı yüzünden alamıyordum. Bu hafta bir eczanede buldum. Hormon haplarıma devam...
c) Dukan egzersizlerini yapmadım ama asansör, vs. kuralına riyaet ettim. Egzersizlere devam.
d) Uykularım ancak son iki gündür düzenli. Geç yatmalar, saçma sapan saatlerde kalkmalar filan. Hemen gidip yatmam lazım.

Valla diyetle ilgili en harika sonuç, giden kiloların ötesinde azalan sırt, boyun, bel ağrılarım. Tamamen yok olmadılar ama azaldılar kesinlikle. Verdiğim kilonun bu kadar etkisi olamaz bu azalmada, sanıyorum başka bir şeyler devrede.



7. gün sabah: 6. günün  (SP) ardından bu sabah tam 109.0 geldim. 1 gecede 1.2 kilo gitti!!!! Nasıl yanii?!!


18 Aralık 2012 Salı

ATAK-6 SABAH

Heeey 110.9'u gördüm! 

Bugün atakta son gün, o yüzden yarın sabah 110 olursam Dukan amcanın dediği gibi  6 gün atakta 2,5 kilo vermiş olacağım. 

Buradan önümdeki günlere bakıyorum da beni seyir ya da istediğim kiloya düşememek değil, güçlendirme ve koruma endişelendiriyor. 

Verdiğin kiloyu koruyamamak, hep şişman olmuş olmaktan bile kötü çünkü. 

17 Aralık 2012 Pazartesi

ATAK-5

Artık biraz daha kolaylaştı diyet. Dukan'ın atak'a ilişkin en faydalı bulduğum tavsiyesi baharatlar, sirke ve hardal ile yemekleri tatlandırmak tavsiyesi. Ben normalde yiyecekleri sade yemeyi seven biriyim. Salatada bile iyi karıştırılmamışsa önce bir malzemeyi, sonra öbürünü filan yemeyi severim. Nane ve toz kırmızı biberden başka baharatla da ilişkim olmamıştı pek. Hardalı hep sevdim, orası ayrı. Üst üste protein yemek, insanda biraz bıkma duygusu oluşturuyor. Bu baharatlarla, özellikle sebze yenilmeyen günlerde bu bıkma duygusundan uzaklaşabiliyor insan.

Krep ya da kek gibi şeyleri yulaf kepeğiyle beceremiyorum. Ekmeği yaptım, görece yenilebilir ama o acımsı tadı hala var ve canımı sıkıyor biraz. Bugün o yüzden ekmeğe dokunmadım. Öğlen maydonoz, limon suyu ve defne yaprağıyla haşladığım kalamarlara, hardal yoğurt ve bir tatlı kaşığı kepekten sos yaptım. İki tatlı kaşığı kepeğe de 10 kaşık süt ve sıvı tatlandırıcı ekleyip önce biraz beklettim. Tadına baktım, pek iyi gibi değildi. Yarım çay kaşığı kabartma tozu ekledim ben de. Sonra o kadarcık şey için fırın çalıştırmayıp diyerek mikrodalgaya attım, acayip kabardı, kasede patlamalar yarattı. Bir çıkardım, helva gibi katı bir şey olmuş. Tadı gayet güzeldi. Şimdi sadece süt, kepek ve tatlandırıcıyla güzel bir şeyler olabiliyormuş. Bir dahaki kek tariflerime bunu baz alarak devam edeceğim. 1 yumurtanın beyazını eklemeyi düşünüyorum karışıma bundan sonrası için.

Bugün alışveriş yaptım, somon, uskumru, kalamar, yağsız dana eti, yağsız süt, light içecekler, civil (çeçil) peyniri aldım. Dukan diyeti hakkaten zengin diyeti, faturadan bunu anladık. Mısır nişastasından başka bir kıvam artırıcı almak niyetindeyim. Böylelikle sınırlı filan bir şey yememiş olacağım, hem de güzel tatlılar yapabileceğim. 

Bir öğün, yine lor-yumurta-çeçil eritmesi, 1 küçük kase dondurulmuş tatlandırıcılı, aromalı yoğurt.
Diğer öğünde ise yine 1 yumurtalı, 150 gr filan kıyma yedim. Light gazoz, form çay, kahve vs. 1,5 litre su her daim zaten. 

Bakalım yarın tartı ne gösterecek?





ATAK-4

Bugün 5. günün sabahı. Henüz bir şey yemeden, tuvalete gittikten sonra tartıldım ve evet nihayet 1 kilo vermişim! 

Atak'ın 3. ve 4. günü hakkında yazmadım çünkü moralim bozuldu biraz. Atak döneminde 3-4 kilo veren inanlar var, benim 3. gün bitti niye veremiyorum diye düşünmüştüm. Sınırlı izinli ya da tolere dedikleri hiçbir yiyeceği yemedim.  Yağsız protein, 1.5 kaşık yulaf kepeği, o kadar. 

İlk günden itibaren yürüyorum 20 dk ama şu 4 egzersizi yapmıyordum. Kilo veremediğimi düşününce 3. ve 4. gün yarım yamalak da olsa onları yapmaya başladım. 2si yatakta yapıldığı için çok fazla belimi ağrıtmıyor. Sandalyeden yardım alarak çömelme gerçekten insanı zorluyor ama kolay yapıyorum sayılır. Asıl yapamadığım kollarımla gövdemi dizlerime doğru çekmek. Kollarım kalın görüntülerine rağmen, güç olarak hep zayıftı zaten. Bunu geliştirmek lazım.

3. gün, sabah dukan ekmeği yaptım. 3 kaşık buğday kepeği, 6 kaşık yulaf kepeğinden. 9 kaşıktan çıkan hamuru büyükçe bir tepsiye yaydım. Pişince 12'ye böldüm. Böylece her parça 0.75 kaşık kepek içermiş oldu. Bunlardan günde 2 tane yiyerek buğday kepeği sayesinde kabızlıktan yırttım sanırım.  Süttozu, tatlandırıcı, yağsız sütle koyu bir sos yaptım. Bunu dolapta dondurdum. Tadı bence çok iyi değil. Atakta olmasam kakaolusunu denerdim belki o zaman hoşuma giderdi. Gün içinde yumurtalı, hindifümeli, lor kavurması yedim. Yarım tavuk göğsünü yoğurt, süt, baharatla terbiye ederek pişirdim. Bir tane tavuk çorbası denemem oldu, tadı fena değil ama görüntüsü ı-ıh!  Ondan bir kase içtim. Arada tabii canım çektikçe yoğurt yedim.

4. gün gittim sabah yine iki dilim hindi füme ve yumurtalı lor yedim. Öğlen için tavuk ciğeri aldım. Yiyebileceğim en güçlü baharatlarla pişirdim. Yüzde 1,5 yağlı süzme yoğurt buldum markette. Onunla bir sos yaptım ama acı bir yoğurt olduğundan tadı pek iyi olmadı. Bu yoğurttan peynir yaparım ben. Akşam da bir kaç tane hindi füme dilimi yedim. Yoğurt, tatlandırıcı ve d.oetker'in aromalarıyla bir karışım yaptım. Bunu buzlukta dondurdum. Bu dondurma hoşuma gitti. Hem Dukan'ın avuç avuç buz yeyin tavsiyesine de uygun. Saf salep tozu filan bulursam, süt tozundan da yapabilirim belki.

İşte böyle, bakalım 5. günüm nasıl geçecek :)




14 Aralık 2012 Cuma

ATAK-2

Bugün ikinci gün artık. Sabah 500 gr almış olduğumu gördüm tartıda. Vesuphanallah dedim, dert etmedim. Dünkü şişkinlikten sonra az bile. Dukan'ın her gün, hatta saat başı tartılın tavsiyesine hiç katılmıyorum. Hızlı kilo vereceğimizi umarak böyle diyor ama tecrübeli bir diyetçi olmasam umudum çok kırılmıştı işte şimdi. Halbuki, NASA'nın astronotlar için yaptığı araştırmaya göre, insan bedeninde günde ortalama 3 kg sıvı, katı ve gaz giriş-çıkışı olur. İdrarın yanında nefesimizle verdiğimiz su buharı da bizi gün içinde zayıflamış ya da kilo almış gösterebilir. Ben kilo vermenin yoluna gireceğine inanıyorum zamanla. 

Gelelim ne yediğime. Düne kıyasla, bugün oldukça iyi geçti. 

Sabah 1,5 yk yulaf kepeğile iki küçük krep yaptım. İlki fazla yumuşak oldu, tavaya yapıştı ancak tadı fena değildi. İkincisi fazla yoğun ve biraz acımsı oldu ama yapışmadan düzgünce çıktı. Sanırım hamurun tavaya döktüğüm ilk kısmında pek kepek yoktu çünkü hamur kabının dibine toplanmıştı. Sonraki de fazla kepekliydi o yüzden tadı pek hoş olmadı. Bu yulaf kepeğiyle işimiz var... Anlaşılan kepeğin şişmesi için sütle ıslatıp biraz bekletmek sonra yumurta karbonat koyup pişirmek gerekiyor. Us pahası olsun. Kahvaltıda bu kreplerden biriyle yağsız beyaz peynir yedim biraz. 

Öğlen, dün yediğim sade tavuğun bende sonrasında yarattığı tiksintiyi hatırlayarak, bu sefer fırın torbasında karadeniz somonu pişirirken içine dörde böldüğüm kuru soğan, yine dörde böldüğüm kabuklu limon, bir demet maydonoz, karabiber ekledim torbaya. Yerken, sadece balığı yedim, soğanları bıraktım. Bir de sos hazırladım. Bir yumurta sarısı, yarım limon suyu, biraz sirke, 1 tatlı kaşığı hardal ve bir çay bardağına yakın sütü benmari usulü pişirdim. Çok koyulaşmadı ama tadı güzel oldu. Balığın üstüne bu sosu döktüm.

Akşam ise evde kalan yağlı homojenize yoğurdu ocakta pişirdim, yarım limon suyuyla kestirdim. Tülbentte süzdüm. Güzel bir peynir oldu. Suyuyla beraber yağının biraz gittiğini umuyorum. Lora göre biraz yağlı bir peynir olmuş olabilir ama bu yoğurdu dökemezdim ya.. Homojenize olduğu için kaymağını sıyırıp atamadım da. Bu peynirle, öübr krepi yedim akşam. İki küçük şişe de light gazoz içtim.  

Şimdi dünkü şişkinliğimden eser yok. Hadi bakalım yarın sabah tartı ne diyecek. Olmadı, buğday kepeğine hafiften geçiş, laksatif özellikli tatlandırıcı vs. kullanacağım. 

Yulaf kepeğinin acımsı tadını maskeleyerek güzel bir ekmek yapabilmem lazım. Zira dünkü muffinler, bugün hiç yenilmez şeyler olarak göründü gözüme. 






13 Aralık 2012 Perşembe

ATAK-1

Bugün ataktaki ilk günüm sona ermek üzere. Karnım patlayacak gibi!!!
Çok yemekten mi, kabızlıktan mı, proteinden mi bilemedim.
Sabah, polonez hindi füme dilimleri yedim. 

Öğlen 3 yk yulaf kepeği, 5 kaşık yağsız süt, 2 kaşık yağsız yoğurt, 5 kaşık da yağsız lor, kabartma tozu ve azıcık mayadan 6 tane muffin yaptım. 1 tanesini pişer pişmez, ikincisini fırında pişirme torbasıyla hazırladığım tavuk göğsüyle beraber yedim. Tavuğu yerken "Allah'ım ne güzel diyet, süper!" diyerek zıplıyordum yerimde. 

Sonra akşam biraz ağırlık oturdu mideme. Yediklerim ağzıma geliyor gibi hissettim. Tavuk filan düşündükçe kötü oluyordum artık. Gittim, bir tekila shot bardağıyla sirke içtim. İlk başlarda iyi geldi ama bu sefer de midemde yangı başladı. Biraz da başım ağrıdı.  Sonuncu muffin'i de bu arada yedim. Diğer üç tanesini de yarın yemek için saklıyorum. 

1,5 litrelik su şişesinden de gün içinde gittim geldim içtim, şişeyi bitirmiştim. Sürekli bir şeyler içmek ihtiyacı duydum yine de.1 kutu diet kola, 3 fincan şekersiz çay içtim. Akşam, bu haldeyken canım bir şey istemedi elbette. Ama sonra sonra dayanamadım, çılbır yaptım yağsız yoğurt, yumurta ve sarımsakla. Üzerine kırmızı toz biber serptim. Baş ağrısı geçti ama midem hala pek iyi değil. Tıkanmış gibiyim. 

Bu diyetin numarasını anladım ben. Protein çok iyi hoş da Dukan istediği kadar sınırsız desin, fazlası yenmiyor arkadaş!! Bayramda ev ev gezip bir sürü ıvır zıvır yeyip de midem rahatsız olduğunda annem "Bayram tokması" olduk der. Ben de Dukan tokması oldum şimdi. Bakalım şimdi ataktayken, seyirdeki sebzeli-proteinli günler cennet gibi geliyor. Seyirdeyken de  güçlendirmedeki serbest öğünler, meyve, nişastalı yiyecekler öyle gelecek eminim. Ama bu diyetin özü ataktaki gibi saf protein günleri. Bunu akıldan çıkarmamak ve olabildiğince çeşitli proteinleri, farklı tariflerle tüketmek lazım sanırım.

BÜYÜK GÜN!

Evet, büyük gün!!
Bugün itibarıyle Dukan amcanın diyetine başlıyorum. Başlmadan önce bir haftaya kadar hazırlık yaptım. Nedir bu hazırlıklar?

     1.  MENTAL HAZIRLIK


  • Dukan diyeti nedir? Önce internette dukan diyet sitesini, blogları, forumları ve tarif sitelerini gezdim. Beni neler bekliyor, kim ne yapmış, neleri göze almak gerekir gibi sorulara cevap aradım. Neleri kaç gün boyunca hiç yiyemeyeğim, neleri az miktarda, neleri çok yiyeceğim? 10 boyunca meyve yok, nişastalı sebze yok, yağlı peynir çeşitleri yok, baklagil, tahıl (yulaf kepeği hariç) yok. Bunlar vereceğimiz ödünler. Karşılığında ise yiyebildiklerimizi istediğimiz kadar yemek var. 

  • Dukan Diyetinin Sağlığıma Olası Etkileri Nedir? Yine internette, varolan sağlık sorunlarımla protein ağırlıklı beslenme şeklinin etkileşimi dolayısıyla karşılaşabileceğim sağlık sorunlarını taradım. Mesela, hipotiroid sorunu olan biri olarak bu diyeti yapabilir miyim? Fazla protein tüketmenin böbreklere baskısı olacak mı? Tansiyona etkisi var mı? Psikolojik sıkıntıları yenmede faydası olan ve çoğunlukla tahıllarda bulunan B grubu vitaminlerden mahrum kalacak mıyım? 
  • Tuzu az tükettiğim (tansiyon), sebzeleri kimi zaman çiğ yemeye gayret ettiğim (vitaminler) ve yulaf kepeğini aksatmadığım (B vitaminleri) ve bol su tükettiğim (böbrek-ürik asit) sürece bu sorunları aşabileceğimi gördüm. Kolesterol sıkıntım yok ancak diyetin yağ kısıtlaması, kolesterolü bir sorun olmaktan çıkarıyor zaten.

      2.   MATERYAL HAZIRLIK

  • Yulaf Kepeği: Internetten 2 kg yulaf kepeği sipariş ettim. Çeşitli forumlardan hangi markanın uygun ve yemeye elverişli olduğunu araştırdım. 

  • Diyet Kitabı: Diyet kitabını aldım ve okumaya başladım.

  • Materyal Temizliği: Makarna, bulgur, pirinç, tereyağı, margarin, yağlı peynirler, baklagiller, meyveleri ya yedim ya da birilerine verdim. Bununla ilgili bkz. Duygusal Hazırlık

  • Materyal Temini: Bir koli yumurta, yağsız çökelek, yoğurt, süt, hindi, balık, biftek, tavuk göğsü depoladım. En azından 6 gün yetecek kadar. Bunun yanında tatlandırıcı, kıvam artırıcı (gelatin) ve yağsız süttozu da alacağım ama seyir evresine geçmeden bunları tüketmek istemiyorum. O yüzden daha vakti var. 

      3.   DUYGUSAL HAZIRLIK

  • Vedalaşmaca: Fazla yemek yememin nedeninin, yiyeceklerle duygusal bağ geliştirmem olduğunu biliyorum. Yemek bazen ödül, bazen rahatlatıcı, bazen de ceza oldu bana. O yüzden bu bir haftayı bu duygudolu ilişkilere gerektiği vedayı yaparak geçirdim. Mercimekli pilav, kuru fasulye pişirdim. Aşure yedim. Mandalina ve narla unutulmaz saatler yaşadık. Patates kızartmasıyla Burger King'te buluştuk. Zeytinyağını her yemeğe çağırdım. Beyaz ekmekle ezine peyniri her sabah soframa oturdu. Onlara, onları ne kadar sevdiğimi ama şimdi bir yolculuğa çıktığımı ve onları en az bir sene kadar göremeyeceğimi anlattım. Sonra mutlaka buluşacağımızı o vakitte ise ilişkimize ait pürüzleri çözmek için yeni bir başlangıç yapacağımızı anlattım. Karşılıklı ağlaştık, hele nar dağıldı resmen, al kanlara boyandı. Bu veda çok önemliydi. Herkese tavsiye ederim.

  • Ölçüm: Kendime baktım. Tartıyı sakladığım dolap köşesinden çıkardım. Zemine koydum ve tahmin ettiğim kadar kilo almamış olmayı umarak üstüne çıktım. 120 değil, 112.5 kiloymuşum. Eh harika bir haber oldu tabii bu. Belimi, basenimi ölçtüm. Hedef kotumu çıkardım (82 kiloyken giyebildiğim bir kotumu saklıyordum). Bir sembol, bir hatırlatıcı gibi günlük giysilerimin arasına yerleştirdim. 

Doğrusu, bu hazırlıkların içinde en zoru,  duygusal olanlardı. Diğerleri bir heyecan ve merakla dolu iken, sonuncusu tedirginlik, korku ve şüphe doluydu. Ama bu tedirginliklerin üstesinden gelmek, korkulara tamamıyle son vermek için en az Dukan'ın atak devresi kadar etkili ve önemli bir duygusal atak yapmak gerekiyordu. Kilo verme ve kiloyu koruma işi gibi duygusal iş hayat boyunca bitmeyecek

10 Aralık 2012 Pazartesi

BEN NEREDEYİM?

Tam olmanız gereken yerde, tam da yapmanız gereken şeyi yapıyor olduğunuzu hissettiğiniz anlar oldu mu -bildiğiniz değil, hissettiğiniz?

Doğru yolda olduğumu hissettiğim zamanlar, giderek azalıyor. Yaptığım şeylerden vazgeçmiyorum vazgeçmesine ama duygusal tatmin pek sık karşılaştığım bir şey değil artık. Belki de nedeni, ufak başarılara, olumlu geri-beslemelere insanın zamanla bir tür bağışıklık geliştirmesidir. Belki de yaş ilerdikçe, yaptığım şeyleri zaten yapmak zorunda olduğum gibi bir hisse kapılıyorum. Henüz yapamadıklarımı yapmak için uğraşırken de tedirginlikle, kararsızlıkla, bir ayağım bu tarafta bir ayağım o tarafta yaşayıp gidiyorum. 

Bu tedirgin, tekinsiz safha hangi işte yok ki? Doktora araştırmanı yaparken, bir makale yazarken, diyet yaparken, bitki yetiştirirken, bir giysi tasarlayıp dikerken, hatta aşık olurken hep aklımda "Boşa mı kürek çekiyorum? Olacak mı? Bir sona varacak mı? Sonu iyi olacak mı?" İngilizce de "procrastination" dedikleri sürekli erteleme huyu da bundan çıkıyor. Umutsuzluk ya da tedirginlik, insanı elindeki projeye emek sarf etmekten alıkoyuyor: eh hiç denemezsen hiç başarısız olmazsın... Halbuki, ertelemek değil mi başarısız olmak. Korkunç tedirginliği uzatmak asıl mutsuzluk değil mi?  

“Being in love with someone who doesn't even know you exist isn't the worst thing in the world. In fact, it's quite the oppostie. Almost like passing in a term paper that you know sucked, but having that period of time where you haven't gotten your grade back yet -- that kind of exhale where you haven't been rejected, although you pretty much know how it's going to turn out.” 
― Tonya HurleyGhostgirl

“I have to admit, an unrequited love is so much better than a real one. I mean, it's perfect... As long as something is never even started, you never have to worry about it ending. It has endless potential.” 
― Sarah DessenThe Truth About Forever

3 Aralık 2012 Pazartesi

DİYETLER BİTİNCE ÖDENEN DİYETLER!

Geçen yazdan beri sağdan soldan duyduğum bir diyet Dukan diyeti. Kimisi protein diyeti de diyor. Aslında Atkins diyeti gibi düşük karbonhidrat tüketimine dayanan, temel olarak vücudun glikoz depolarını tamamen eritip sonrasında da karbohidrat alımını kısıtlamasıyla vücudun yağ yakmasını amaçlayan bir diyet.

Hayatım boyunca ben kimsenin diyetini yapmadım. Atkins, Dukan, Karatay vs. bana kandırmaca, para tuzağı gibi gelmişti. Benim uyguladıklarım (4 kez diyet tecrübem oldu, bir iki hafta yapıp bıraktıklarım haricinde tabii, onları saymıyorum artık) genelde kalori kısıta dayanan, klasik diyetisyenlerin verdiği 2 kibrit kutusu bundan, 1 dilim şundan yarım kase ondan diyetleriydi. Klasik diyetlerle kilo verebiliyorsanız, yani metabolizma, hormonal vs. sıkıntısınız yoksa bu diyetleri tercih edin bence. Neden?

1) Besinlerin çeşitliliği, ihtiyacımız olan mineral, vitamin ve vücudun üretemediği ve dışardan alması gereken aminoasitlerin asgari düzeyde alımını garantileyecektir.

2) Klasik diyetlerde öğünler, besin gruplarına göre değişim olarak belirtilen birimler verilerek yapıldığı için sıkıcı olmayacaktır. Mesela bu diyetlerde 1 karbonhidrat değişimi,

2 kaşık makarna=2 kaşık pilav=1 dilim ekmek=1 kase çorba=4 kaşık baklagil  şeklindedir.

Bunlardan kilonuza, cinsiyetinize, yaşınıza ve aktivite durumunuza göre günde 6-11 değişim alırsınız. Yani o öğünde iki değişim karbonhidrat yiyecekseniz, isterseniz 1 dilim ekmek+ 2 kaşık pilav, isterseniz 2 dilim ekmek, isterseniz 1 kase çorba+ 4 kaşık baklagil olarak tüketebilirsiniz.

ÖTE YANDAN,
Klasik diyetlerle ilgili şöyle çok önemli bir sorun var. Diyet bitince ne olacak??!!
DOktorların buna cevabı, sağlıklı beslenme şeklini korumak. Yani ÖMÜR BOYU iki kaşık, üç kaşık diyerek hesap yapacaksınız. Belki günde artık 6 değil, 12 kaşık yiyeceksiniz pilavı, ama yine de sayacaksınız. Peki saymazsanız?

O zaman, çok geçmeden kendinizi kilo alırken bulursunuz. Anladığım kadarıyla diyetisyenlerin, doktorların ve tabii biz hastaların da İngilizce'de "wishful thinking" diye tabir edilen, şöyle bir düşünme biçimimiz var diyetlerle ilgili. "Birkaç ay diyet yapınca, doğal olarak miktarlara alışacak ve saymak gerekmeksizin optimum miktarları tüketeceğiz." 8 ay boyunca Nazi subayı gibi diyet yapabilmiş biri olarak söylüyorum ki bu, korkunç bir ALDANMACADIR!! Bu aldanmaca, şu boyutu da düşününce ölümcül oluyor: Diyet yapmaktan ziyade, sürekli kilo alıp vermek insanlara daha büyük sağlık riskleri getiriyor. başarısız bir diyetten sonraki her diyetinizin başarısız olma ihtimali daha yüksek.
Kendimden çarğıcı rakamlarla örnek vereyim.

İlk diyetimde (ergenlikte, anoreksiyaya doğru yelken açmıştım) hiçbir şey yemeyerek 17 kilo verdim.
İkinci diyetimden önce bu 17 kilo artı 5 kilo daha almıştım. Sonra 8 kilo verdim, 12 kilo aldım, 18 kilo verdim 30 kilo aldım, 6 kilo verdim, 20 kilo aldım. Yaşım ilerdeikçe metabolizmam da yavaşladığı için grafik krokunç bir hal almış durumda. Hesaplayalım, toplamda  17+8+18+6=49 kg vermiş!!! (yihuuu)
ama 22+12+30+20=84 kg ALMIŞIM :P. Böyle DİYET YAPARAK toplamda 35 kilo almış oluyorum. Kilo almak isteyenleriniz varsa, zayıflama diyeti yapın 2 hafta, sonra salın 1 ay. Bence işe yarayacaktır.

Gelelim tecrübeli bir "diyet yapıcı" olarak, bu klasik diyetleri bırakıp neden Dukan diyetini yapmayı düşünmeye başlamama.
1) Bu diyette kap kap, kaşık kaşık saymaca yok.  Basitçe yağ yok, karbonhidrat yok, sebze ve protein var. Sebze de patates gibi sebze değil, yeşil sebzeler var. Akılda tutması kolay.1 ay, 2 ay, 3 ay... ne yediğimi sayarım. ÖMÜR boyu sayamam. Gerçekçi değil.
2) Nazi subayı gibi disiplin gerektiriyor. Kalori kısıtına değil, vücut kimyasına dayandığı için arada kaçamaklar yok. Aksi takdirde başa dönmeniz gerekiyor. Ben bu disipline sahibim.
3)Diyete yarın başlayacak olsam, vermem gereken 42 kiloyu, 290 günde vermiş olacağım. Yani 10 ayda. Bu benim daha önce yaptığım diyetlere kıyasla oldukça hızlı sayılır, ancak yapmadan ne kadar hızlı olacağını bilemeyiz tabii.
4)Diyetin, ideal kilo hesabı, gerçekçi sınırlar içinde. Aile tarihi, diyet geçmişi, yaş, kemik yapısı gibi faktörler, hesaplamada önemli rol oynuyor. Pekçok kez kilo alıp vermiş olduğum için, ailemde kilolu insanlar olduğu için, kemik yapım kalın olduğu için (bunu sağ el bileğinizi diğer elinizle kavrayıp ölçmeye çalışarak anlayabilirsiniz. Parmaklarınız üst üste biniyorsa ince, ancak kavuşuyorsa normal, kavuşmuyorsa kalın kemikleriniz vardır. Bende 1,5 cm aralık kalıyor.) Dukan'ın sitesi bana ideal olarak, 78 kiloyu layık gördü. Liseden beri bu kiloyu görmediğim için öpüp başıma koyuyorum. Hem 82 kiloyken gayet güzel hissettiğimi hatırlıyorum.
5)EN ÖNEMLİSİ: Diyet, size kilonuzu nasıl koruyacağınızı söyleyen ve toplamda benim kilomdaki biri için iki yıla uzanan bir program öneriyor. Bu sürenin sonunda ise Nihai aşamada, her türlü yiyeceği yiyebildiğiniz, sadece haftanın bir günü sadece protein yediğiniz, ömür boyu uygulanabilir bir normal yaşam süreci başlıyor. Istediğim kiloya 290 günde ulaşmış olabilirim ancak benim asıl diyetim bu tarihten de 14 ay sonra, yani toplam 2 senede bitiyor.















Diyette disiplin şart. Eh bu disiplin için de önce birtakım hazırlıklar yapmaya başlamak gerek. Örneğin evdeki bulgur, pirinç, makarna, başka her türlü makarna stoğunu birilerine vermem lazım. Bir de mental hazırlık var, bu maratona başlayabileceğimi kendime inandırmam lazım. Değerli arkadaşımın benim için design ettiği bu blog da bana bu işte yardımcı olacak. Hadi bakalım.